2013 ~ KOBİ Girişim - Türkiye'nin KOBİ Platformu

İş Kurmak mı? İş Aramak mı?

İş Kuracak Girişimcilere Verilen Devlet Destekleri

KOSGEB Nitelikli Eleman İstihdam Desteğinden Nasıl Yararlanılır?

Neden Girişimci Olunur?

KOSGEB Test Analiz ve Kalibrasyon Desteğinden Nasıl Yararlanılır?

Girişimcilerin Motivasyonlarını Arttıran Sözler

KOSGEB Fuar Desteğinden Nasıl Yararlanılır?

Dekoratif Ev Yapımı Mum Üretimi Nasıl Yapılır?

KOSGEB Tanıtım Desteğinden Nasıl Yararlanılır?

Kaneviçe ile Girişimciliğe Adım Atın

25 Aralık 2013 Çarşamba

İnovasyonun Önündeki Engeller

Değerli Dostlar; 
Son 10 yılda ülkemiz ekonomisinin yükselen ivmesiyle birlikte ekonomimize katma değer sağlayacak, orta gelir tuzağından kurtulmamızı sağlayacak faktörler ele alınmaya başladı. Bu faktörlerden belki de en önemlisi “İNOVASYON”. İnovasyon (kar getiren yenilikçi düşünce) ürün ve hizmetlerin katma değerini arttırıcı etki yapan “eski köye yeni adet getirme” prensibi olarak tanımlanabilir. İnovasyon işletmelerin üretimden pazarlamaya olan tüm süreçlerinde yeni bir bakış açısı getirmektedir. Yapılan her yenilik de inovasyon olarak kabul edilmemektedir. Yeniliğin inovasyon olarak kabul edilebilmesi için ticari bir getiri elde etmesi şarttır.

Ülkemizin ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiği günümüzde işletmeler için iki karam öne çıkmaktadır. Bunlardan bir tanesi verimlilik diğeri de inovasyondur. Bu yazımızda inovasyonun önündeki engeller konusunu ele aldığımızdan öncelikle İnovasyon konusunda ülke olarak ne durumdayız onu inceleyerek konuya giriş yapalım.  

Bu soruya objektif cevap bulabilmek için Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı ve Sabancı Üniversitesinin katkı verdiği Türkiye’nin Küresel Rekabet Düzeyi 2012-2013 raporunu inceleyelim. Küresel Rekabet Düzeyi sıralamasında ülkemiz 144 ülke içerisinde 43.sırada yer almış. Raporda 12 başlık değerlendirilmektedir. Türkiye sadece iki konu başlığında ortalamanın altında yer alıyor. Birini ben söyleyeyim diğerini siz tahmin edin. Birinci başlık Emek Piyasalarının Etkinliği. Diğeri ise İNOVASYON!

türkiye inovasyon sıralaması


Değerli Dostlar;
Ar-Ge ve teknolojide de geri kalmamızı sanayi devrimine ayak uyduramamamız, savaşlar, bilimde geri kalmışlık vb gibi konularına bağlayabiliriz.

Peki, inovasyonda neden geriyiz? İnovasyon önündeki engelleri sıralayalım.

1- İnovasyonda “eski köye yeni adet getirmeme” anlayışının hâkim olduğu ülkemizde yeni fikirler pek tutmaz. Çünkü her şeyi en iyisini yine biz biliriz. Yeni yetme bir mühendis nereden bilecek ki 40 yıldır yaptığınız işi.

2- Ar-Ge & İnovasyonu birbirlerini pozitifi yönde etkileyen kavramlardır. Ar&Ge’de geri kalmamız inovasyonu da olumsuz etkilemektedir.

3- İnovasyon faaliyetlerine ayıracak çok fazla kaynağımız yoktur. Ülkemizin teşvik sistemi gelişmiş olmasına karşın inovasyon projeleri yeterince anlaşılamamakta, hibe alamamaktadır. Bu konuda destek veren kuruluşların biraz daha aktif olması yararlı olacaktır.

4- Kurumlarımızda tepe yöneticiler kendileri ile aynı düşünceyi paylaşan kişilerle çalışırlar. Hemen herkes aynı kafada olunca farklı bir düşünce ortaya çıkmaz, patron ne derse o olur. Eleştirel düşünceyi lafta severiz ama özde uygulamayız, işimize gelmez. Bu durum işletme körlüğü dediğimiz kavram ile de yakından ilintilidir.

5- Eğitim sistemimiz test çözme makineleri yetiştirdiğinden beynin sağ bölümünü kullanan hayal gücü yüksek mucitlerimizin sayısı azdır. Eğitim eğitim eğitim.

6-Parlak zeki öğrencilerimizin önemli bir çoğunluğu gelecekte iş kaygısı yaşamamak için üniversitelerde garanti meslekleri tercih ederler. Kendi istekleri çoğunlukla ikinci planda kalır. Bugün üniversite sınavlarında ilk 1000'e giren öğrencilerin önemli bir bölümü tıp yazmaktadır. Bu tercih önemli oranda gelecekteki gelir beklentisiyle ilgilidir. Nitekim haksız da sayılmazlar. Bugün yeni mühendislerin asgari ücret ile işe başladığı düşünülürse öğrenciler doğru bir seçim yapıyor diyebiliriz.

7-Tüketici alışkanlıklarını değiştirmek yeni kuşaklar için olmasa bile eskiler için zordur. Bu da ürün hizmetlerin yerinde sayması demektir.

8-Çalışan personelin işe tam kendini adayamaması ve bunun getirdiği verilen işi yaparım gerisi beni ilgilendirmez düşüncesi. Personel uzun zaman aynı işyerinde çalışmanın getiridiği monotonluk ve beklentilerinin karşılanmaması nedeniyle maalesef işini kolaylaştırıcı (Süreç inovasyonu) ya da ürünle ilgili inovasyon yapma fikrinden uzaklaşmaktadır.  

Listeyi uzatmak elbette mümkün. Yukarıda ele aldığımız maddeler başlı başına irdelenmesi gereken engellerdir. İnovasyonun önündeki engelleri azalttığımızda ülkemizden çok daha iyi ürün ve hizmetler çıkacağını göreceğimizi düşünüyorum. 

Not: Bu kadar olumsuzluğa rağmen başarılı inovasyon örnekleri de yok değildir. Bilişim sektöründen örnek verecek olursak yemeksepeti gibi farklı inovatif çözümler de pekâlâ çıkabiliyor. Yeter ki aynı pencereden bakmayalım.

Bu makale yararlı oldu mu?
Yorumlarınızı bekliyoruz.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Neden Girişimci Olunur?

Önceki yazılarımızda “Neden Girişimci Olunmaz?” konusunu irdeleyerek bir girişimci adayının içini karartabilecek hemen hemen bütün unsurları dile getirmiştik. Konuyu irdelerken gayemiz girişimci adaylarını girişimcilikten soğutmak, yıldırmak değildi tabii ki. Sadece girişimci adaylarına işlerini kurmadan karışılabilecekleri olumsuzluklara dikkat çekmek istedik.

Neden Girişimci Olunur?”


Girişimcilik potansiyelinin yüksek olduğu söylenen ülkemizde (?), TUSİAD’ın yaptığı bir araştırmaya göre her 100 yetişkin içindeki girişimci oranı; Meksika 18.7, Güney Kore 15, İrlanda 12, ABD 11.7. İngiltere 7.7, İsrail 6, Japonya 5.1, Türkiye 4.6.dır. Bugünkü yazımızda, girişimci oranının bu denli az olduğu ülkemizde girişimciliğe olumlu tarafından bakarak “Neden Girişimci Olunur?” konusunu tartışacağız.

3,5 Milyon işletmenin kurulu olduğu ülkemizde bu kadar kişinin bir bildiği vardır ki girişimci olmuşlar diyerek konuya girelim.


“Neden Girişimci Olunur?”

İş fikrinize tutku ile bağlıysanız,

Geminin kaptanı benim, işimle ilgili tüm sorumluk bende olsun diyorsanız,

Müthiş bir fikriniz var, kesin tutacak ve pazarda çok rağbet görecek diye düşünüyorsanız,

Çalışma saatlerimi ben belirleyeyim, çok çalışmakta az çalışmakta sizin bileceğiniz iş ise,

Pazarda çok ciddi fırsat varsa, (Fırsatçı Girişimcilik: Doğalgazın ilk kez geldiği illerde doğalgaz tesisatı işi yapmak gibi.)

Sabit bir getiri yerine bir gün çok zengin olabilme ihtimaline sahip bir iş yapma niyetiniz varsa, (Aylıklı olarak bir senede kazanabileceğiniz parayı bir günde kazanabilme şansının olması ve refah içerisinde yaşayabilme umudu güzeldir. Bizdeki girişimcilerin çoğunluğunun amacı haklı olarak zengin olmaktır.)

Eş, dost, akraba ve çevrem çok fazla ve ikna-iletişim kabiliyetiniz yüksekse, (Özellikle esnaf işletmeleri için çevre olmazsa olmazdır.)

Yönetim organizasyon sizin işinizse,

Sektöre tecrübe sahibiyseniz (ille tecrübe şart değil ama işe girişmeden önce o işin tozunu yutmak faydalıdır.),

Bu iş için gerekli sermayem var, sektöre yeni bir nefes getirmek şartsa (Ali Sabancı’nın Pegasus’u kurması.),



Ürün/hizmet satıp parayı kasaya koymak çok keyifli geliyorsa, (Küçükken pazarda satış yapan bir çocuk olarak akşama doğru tüm ürünleri satıp kazanılan parayı tekrar tekrar saymanın verdiği haz bir başkadır.)

Çaldığım bütün kapılar yüzüme kapandı, girişimci olmaktan başka çareniz kalmadıysa (İş kurmak isteyen girişimcilerin önemli bir kısmının ihtiyaçtan-yapacak başka bir çaresi olmadığından iş kurduğunu görüyoruz.),

Bende başarabilirim, kendimi ispat etmek istiyorum gibi bir düşünceniz varsa, (Doğru bulmamakla birlikte çoğu girişimcide bu düşünce görülüyor. Kibir kötüdür…)

Genç yaşta emekli oldum, evde oturmak bana göre değil diyorsanız,

İlmimle topluma faydalı işler yapmak istiyorum gibi ulvi bir gayeniz varsa,

Girişimci Olunur.

Listeyi uzatmak mümkün, yorumlarınız yazıya renk katacaktır.

Not: Neden Girişimci Olunmaz? yazımızı da okuyarak Girişimci olmak veya olmamaya karar verebilirsiniz.

Neden Girişimci Olunmaz?


12 Kasım 2013 Salı

Baharat ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği

          Değerli Dostlar;
       Baharatlar ve aromatik bitkiler…. Kullanımı çok eskilere dayanan, kimi zaman şifa niyetine ilaçların hammaddesinde kullandığımız, kimi zaman da yemeklerimize tat katan baharatlar ve aromatik bitkiler. 

baharat

Aromatik bitkiler ve baharatlar birbirleri ile aynı sanılsa da aralarında ciddi farklar vardır. Aromatik bitkilerin yaprakları veya çiçekleri  taze, kurutulmuş, kıyılmış, kırılmış, dövülmüş şekillerde, yemeklerde, çaylarda, içeceklerde, soslarda vb kullanılır.

aromatik bitki


Baharatlar da aromatik bitkilere nazaran çok daha keskin aromalar olduğu gibi, baharat bitkisinin çok daha fazlasından, yaprağından, dalından, kökünden, gövdesinden, yumrusundan, tohumundan, çiçeğinden, bir anlamda her şeyinden faydalanılmaktadır.


                                       
Hemen hemen tüm yemeklerde, pastalarda ve hamur işlerinde kullanılan baharat ve aromatik bitki ticaretinde durumumuz nedir?

Ülkemiz önemli kimyon, kekik ve defne  ihracatçısıdır. Dünya dış ticaret hacmi 25-30 bin ton olarak tahmin edilen kimyonda yıllık üretimimiz 17 bin tona erişmekte bu da dünya üretiminin % 50’ sinden fazlasını karşılamaktadır.

Yine dünyada en fazla kekik ihraç eden ülke Türkiye olup, ülkemizden yılda yaklaşık 12.2 bin ton kekik ihraç edilmekte ve 22.50 Milyon $ gelir elde edilmektedir (İGEME 2006).
Diğer ihraç potansiyeli yüksek bitkilerimizden birisi de defne olup dünya defne ihtiyacının % 90’ının ülkemiz tarafından karşılanmaktadır.

Birde Safran vardır ki 1 gram altınla 1 gr Safran'ın fiyatı ile eş değer olduğu için Kırmızı Altın olarak değerlendirilir. Kaliteli Safran İspanya, İran ve Türkiye de ise sadece Safranbolu da yetiştirilir. Safranbolu’da yılda maksimum 20-25 Kg üretilebilen Safranının Kg 20 Bin TL’den satılmaktadır.

safran


Baharat ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliğinde destekler nelerdir?

Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinde, başta Tarım Bakanlığı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Hibe Programı olmak üzere Kalkınma Ajansları ve Avrupa Birliği Fonlarından yararlanılabiliyor. KOBİ ölçeğindeki firmaların yapacağı tarımsal uygulamalara yüzde 75’e kadar hibe, dönüm başına da 25 TL destekleme primi verilebiliyor. Damlama sulama için de Ziraat Bankası’ndan 5 yıl vadeli faizsiz finansman sağlanabiliyor.

Bu desteklerden yararlanmak isteyen girişimcilerin izleyeceği yolu sırasıyla şöyle özetlemek mümkün:

Önce uygun bir tarım arazisi bulmak gerekiyor. Bu girişimcinin kendi toprağı olabildiği gibi orman vasfını kaybetmiş hazine arazilerini kiralama şeklinde de olabilir.

İkinci aşamayı, yetiştirilecek ürüne karar verilmesi oluşturuyor. Ardından bunu projelendirmek; söz konusu arazi üzerine ne kadar tohum ekileceği veya kaç fidan dikileceğini hesaplamak gerekiyor. 

Kaç yıl süreyle söz konusu ürünü yetiştireceğinizi de belirlemelisiniz. Tabii bunun için ne kadarlık maliyet gerektiğini hesaplayıp geri dönüş süresini öngörmek de kazançlı bir yatırımın olmazsa olmazlarından. 

Tarım Bakanlığı, Kalkınma Ajansları ve ilgili AB fonlarından proje desteği sağlamak, hem maliyeti düşürmek hem de kazancı artırmak adına önemli bir adım. Çünkü proje uygun görüldüğü takdirde yapılan tüm harcamaların yüzde 75’i karşılanıyor. Yani tamamen karşılıksız hibe şeklinde destekleniyor.

Üretime geçildikten sonra, hasat için gereken tüm makine ekipman da faturalandırılarak yine yüzde 75’i söz konusu fonlardan karşılanabiliyor.  Satış ve pazarlama aşamasında ise yurtdışı fuarlara verilen desteklerden faydalanmak mümkün (Ekonomi Bakanlığı)

Yaşadığınız şehirde bulunan İl Tarım Müdürlüklerinden daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Bir başka iş fikriyle tekrar görüşmek üzere….

7 Kasım 2013 Perşembe

Google Big Tent 2013 Ankara Etkinliği

Google Big Tent etkinliğinin ikincisi 5 Kasım’da, Ankara Cern Modern’de gerçekleştirildi. Ağırlıklı olarak öğrencilerin katıldığı etkinlikte BTK Başkanı Tayfun Acarer ve Google Başkan Yardımcısı Vint Cerf konuşmacı olarak yer aldı. Ussal Şahbaz, Canan Çakmakçı, Pozitron Kurucusu Fatih İşbecer ve Markafoni Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Afra’da Webrazzi kurucusu Arda Kutsal’ın moderatörlüğünde “İnovasyonun Ekonomiye Etkisi” konulu panelde düşüncelerini paylaştılar.

goocle big tent


Etkinliğin ana temasını “İnovasyonun Ekonomiye Etkisi” oluştursa da girişimciler açısından akıllarda kalan muhtemelen Acarer’in verdiği istatistikî veriler oldu. ICT alanında girişimci olmak isteyen ve mevcut işletmelerin sektörün gidişatını görmesi açısından faydalı bulduğum notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde (ICT) Son Gelişmeler

ICT sektörünün 2012 Cirosu 44 Milyar $. Geniş band abone sayısı 34 Milyon. 19 Milyon hanenin %49’u internete bağlı. İnternet kullanıcısı 55 – 56 Milyon.

Facebook’a nüfusuna oranla en fazla (%69) üye olan ülkeler arasında Türkiye 2. sırada (1. Brezilya %75). Ülkemizde 32-33 milyon Facebook kullanıcısı olduğuna göre bu istatistikte bir yanlışlık olabilir! Facebook’a daha fazla içerik sağlamamız gerekiyor.

İnternet kullanımı 32 saat, Avrupa ve Dünya ortalamasından fazla. Son 6 yılda internet kapasitesi 63 kat artmış. 230.000 Km Fiber Hat kapasitesi var.

E-ticaret cirosu 16 Milyar $. E-ticaret 2012’de %18 büyüdü, 2013 tahmini %13. İnternet reklamcılığı %16 civarında büyüdü. 2012’de 600 Milyon $ olan cironun 2015 tahmini 1,3 Milyar $. İnternet pazarının hızlı genişleyeceği açıkça görülüyor şimdiden pozisyon almak faydalı olur.

İthal ettiğimiz her 100 telefonun 56’sı akıllı. Uygulama geliştiriciliği işinde ciddi fırsatlar girişimcileri bekliyor.

Mobil internet gelirleri %36 oranında arttı. 2016’da tahmini 4 Milyar $. Data trafiği son 4 yılda 15 kat arttı. Yılda 2 kat büyüme sağlanıyor. Artan data trafiğinde alt yapı yatırımları şart. Girişimciler bu pastadan pay alabilir mi?

Çok yakın bir zamanda 4G lisanslarını vereceğiz. 4G alt yapısının ülkemizde üretilebilir hale gelmesini bekliyoruz.

Konuşmasının sonunda Acarer, Data centerler kurulmasını, daha fazla hosting hizmeti verebilmeyi, youtube TR’nin açılmasını ve Google’ı daha fazla faaliyet içerisinde görmek istediklerini Google Başkan Yardımcısı Vint Cerf’e iletti.

“İnovasyonun Ekonomiye Etkisi” panelinde;

Sinan Afra girişimcilik ekosisteminin yeterince olgunlaşmadığını, start up’lara yatırım yapacak melek yatırımcıların Borsa’ya çıkış imkanlarının olmadığından bahsetti. Ayrıca girişimcilere devlet desteği vermenin çokta doğru bir iş olmadığı ifade etti. Girişimciye verilen destek neden doğru değil cevabını sizlere bırakıyorum. İnternet alanında inovasyon odaklı çok az site olduğunu bunlara örnek olarak ekşisözlük, itiraf.com ve yemeksepetini gördüğünü söyledi.



Fatih İşbecer’de internette var olan kotaların kalkması gerektiğini ve internet pazarının rezalet durumda olduğunu, 3 boyutlu printer teknolojisinin yakın zamanda yedek parça imalatı ile ayakta kalan Bursa gibi bir şehri yok edebileceğini belirtti. Çok iddialı bir düşünce ama üzerinde durmak şart.

google big tent


En son konuşma yapan Vint Cerf ise inovasyon faaliyetlerinde devletin yükleri azaltmasını ve ICT’de işlerin süreç içerisinde çalışarak belirli noktalara gelebileceğini söyledi. Belki çok daha fazla şey söyledi ama aklımda kalan bunlar.


Vint Cerf’e sorulan sorulardan biri de oldukça garipti. Eskişehir’den gelen üniversite öğrencisi girişimci olmak için Amerika mı Türkiye mi diye sordu? Adamcağız da buradaki ekosistemi bilmediğini söyledi. Bu sorunun cevabını ondan beklemekte ne derece doğru onu da sizlerin yorumlarına bırakıyorum. 

4 Kasım 2013 Pazartesi

Neden Girişimci Olunmaz?

Değerli Dostlar;
Sitemizde sizlere girişimciliğin iyi taraflarını gösteren ve girişimciliğe motive eden paylaşımlarda bulunuyoruz. Bunu yaparken madalyonun diğer yüzünü de göz ardı etmemeniz gerektiğini düşünerek girişimciliğe giden yolun hiç de güllerle kaplı bir yol olmadığını sizlere anlatmayı bir vazife sayıyoruz. O nedenle bugünkü yazımızda Neden Girişimci Olunmaz konusunu işleyeceğiz.

İş fikriniz var ve onu ticarileştirebilir miyim, yani girişimci olunur mu olunmaz mı sorusuna cevap arıyorsunuz. Bu yazımızda sizlere, neden girişimci olunmaz sorusunun cevaplarını vermeye çalışacağız.

Neden Girişimci Olunmaz?

1- Çalışma saatleri belli değildir. Bir gün sabah 8’den ertesi gün 8’e kadar çalışırsın, ertesi gün işe gitmezsin. Girişimciliğin ilk yıllarında tüm tanıdıklar tatile giderken uğurlayan hep sen olursun.

2- Kurumsal bir iş ortamı yoktur. Girişimci yeri geldiğinde her işi yapmak zorundadır. Temizlikten, şoförlüğe geniş bir sorumluluk alanını seni bekleyebilir.

3- Riske girmek girişimciliğin özüdür, risksiz bir hayatın girişimcilikte yeri yoktur.

4- Sabit bir gelir yoktur. Bir ay hiç kazanılmaz bir sonraki ayda yılı kurtaracak kadar para kazanılabilir.

5- Bir işin tamamının sorumluluğunu almak kolay değildir, yıpratır. Çalışanlarınızın işe sizin kadar sahip çıkmadığını görür delirirsiniz, hep bir mazeretleri vardır.

6- Sürekli iş stresi ile yaşamak zordur. Tahsilatlar, alacaklılar ve ekonomik krizler sizi dertten derde sürükler.

7- En meşakkatli iş kişileri yönetmektir. İnsanlara laf anlatmanın deveye hendek atlatmaktan daha zor olma durumu ile sıkça karşılaşılır.

8- Müşteri memnuniyetini sağlamayacağım diye sürekli alttan almak sabır taşını çatlatabilir.

9- İnovatif bir iş fikrin yoksa sektöre girebilmek ve sonrasında kalıcı olmak büyük emek ister.

10- Girişimci işinin en iyisi olmak için sürekli çalışmak, daha fazla çalışmak zorundadır. Tembel olma lüksü yoktur. Girişimci liderdir ve hem kendi hem de çalışanlarının motivasyonunu yüksek tutmalıdır.

11- En zor kişilerle ticaret yapmak iletişim beceresi gerektirir. İçe kapanık, asosyal bir girişimci karşılaşmaya 1-0 geride başlar.

12- Aile ve Mahalle baskısı özellikle işler kötü gittiğinde ayyuka çıkar. Azim ve kararlılıkta bir yere kadar seni ayakta tutar.

13- Bilgi yoğunluklu bir iş fikrin yoksa sermaye ve nakit çok önemlidir. Kısıtlı sermayeler ile yola çıkmak küçük bir fırtınada alabora olmanıza sebep olabilir.

14- Ürün veya hizmetin satışını yapar faturasını kesersiniz ama tahsilatını yapmak uzayabilir. Tahsilatı yapsanız da yapmasanız da bir sonraki ay KDV'yi ödemek zorundasınızdır.

15- Peşin vergi ödersiniz. Yıl sonu gelir elde edeceğiniz düşüncesi ile tahmini geliriniz üzerinden vergi ödersiniz. Ola ki zarar ettiniz öncesinde ödediğiniz vergi mahsup edilir.

Listeyi uzatmak mümkün, siz de girişimci olup başarısız olduysanız lütfen yorumlarınızı paylaşınız. Bir umut sizin vereceğiniz kısa bir bilgi bir girişimcinin ayakta kalmasına vesile olacaktır.

Bu makale yararlı oldu mu?

Yorumlarınızı bekliyoruz.

26 Ekim 2013 Cumartesi

Karabük Safranbolu Kristal Cam Teras

Değerli Dostlar;
Turizm ülkemizde orta gelir sınıfının yükselmesi ile önemi giderek artan bir sektör haline geldi. Bireylerin elde ettiği gelir arttıkça refah seviyesi yükseldi. Bununla birlikte daha fazla dışarıda yemek yeme, birden fazla tatile çıkma alışkanlıkları oluştu. Bu değişim kuşkusuz Turizm sektörüne pozitif katkı sağladı ve artan rağbet sektöre bir farkındalık getirdi.



Bu değişimle birlikte şehirlerimiz gerek Kalkınma Ajanslarının etkisi gerekse de Valiliklerin öncülüğü ile turizm pastasından daha fazla pay alma çabası içerisine girdi. Hemen her şehrin yöneticileri turizmi bacasız sanayi görerek bu alanda yapılan projelerin sayısını ve kalitesini arttırdılar. Deniz turizminin hava şartlarına aşırı bağımlı olması ve tatilcilerin değişen tatil algıları alternatif olarak Kültür turizmini ön plana çıkardı. Kültür turizmi sektörünün zayıf karnı elde ettiği gelirin düşük olması. Gelen turist günü birlik gelip konaklamadan şehirden ayrılıyor ve şehre yaptığı katkı beklentilerin altında kalıyor. Bu noktada kültür turizminde iddialı olmak isteyen şehirlerin, ürün çeşitlendirme konusu üzerinde fazlaca düşünmeleri gerekiyor.  
Kültür Turizmi Denince Akla Gelen ilk Yer : Safranbolu

Şimdi gelin ülkemizin Dünya Miras’lar listesinde yer alan tarihi evleri ile ünlü Safranbolu’da bu çeşitlendirme çalışmalarına güzel bir örnek olan Safranbolu Kristal Cam Teras’ın hikayesine bakalım. 

Tarihte Paplogonya olarak adlandırılan Safranbolu, Osmanlı Mimarisine sahip tarihi evleri, cinci hanı, ince kaya su kemeri, yemeniciler arastası, ile görülmeye değer. Tarihi evleri ile kültür turizminin önemli aktörlerinden olan Safranbolu, Karabük ilinin en gelişmiş ilçesi ve Ankara'ya 220 km, İstanbul'a 412 Km mesafede. Her iki şehre olan yakınlığı ile hafta sonu ve kısa tatil aralıklarında tercih edilen turistik bir ilçe.

Safranbolu’ya gelen turistler, tarihi doku içerisinde geçmişe yolculuk ederek Osmanlı Kültürünü derinden hissediyor. Bu ilk etapta bir hayret, şaşkınlık meydana getirerek Safranbolu’ya kendilerini hayran bırakıyor ancak 3-5 saatlik gezi sonrası o hava dağılarak bir sıkılma hali oluyor. Sıkılan turistlerin çoğunluğu yarım gün kalıp ya Amasra, Bartın gibi deniz kıyısı yerlere geçiyor ya da günü birlik geri dönüyorlar. Bunun sebebi gezilebilecek yerlerinin birbirine yakın olması ve sunulan ürün ve hizmetlerin sadece tarihi güzellikler ile sınırlı kalması. Bu yüzden yerli, yabancı turistler ve tur şirketleri Safranbolu’yu günü birlik bir destinasyon alanı olarak görüyorlar. Bu durum Safranbolu’nun turizmden beklediği geliri alamaması anlamına de geliyor kuşkusuz.

Safranbolu turizminde çeşitliliği artırmak amacıyla Karabük Valiliği, Tokatlı Kanyonu üzerinde yerden 80 metre yükseklikte ve 11 metre genişliğinde yapılan, 75 ton ağırlığı taşıyabilen Kristal Cam Teras inşa edilmesi çalışmalarına ön ayak olmuş. Roketatar mermisiyle dahi kırılmayan cam seyir terası, yaklaşık 400 kişiyi taşıma kapasitesine sahip. Teras eşsiz Tokatlı Kanyonu manzarasını turistlere sunuyor. Ülkemizde örneği bulunmayan cam terasın sadece Amerika’da bir örneği varmış. 


Safranbolu kristal Cam Terasın inşası ile Tokatlı Kanyonu ve ince kaya su kemeri Safranbolu’da mutlaka görülecek yerler arasına girerek ürün çeşitlendirmesi yapılmış. Şehir merkezine oldukça yakın olan cam terasta ücretlerde oldukça makul tutulmuş, çay 2 TL, giriş 3 TL, muska böreği 6 TL otopark ücreti 1 TL. Gidip görmeyen var ise mutlaka gidip tokatlı kanyonu manzarasında bir çay içmesini tavsiye ederim. (Fiyatlar artmış olabilir malum ekonomik dengeler)

Kristal Cam teras ile Safranbolu’ya gelen turistlerin şehirde kalma sürelerinde artış sağlanmış ve Safranbolu sadece tarihi evleri ile değil doğal güzelliklerinin ön plana çıkarılması ile de güçlü bir turizm seçeneği haline geldiğini söyleyebiliriz. Bu projenin hayata geçmesinde emeği olan herkese sonsuz teşekkürler.

Son olarak Safranbolu'da konaklamak isteyen tatilcilere bölgedeki oteller hakkında kısa bilgiler verelim. Oteller genel itibariyle butik otel konsepttinde ve düşük kapasiteli. Daha çok bir pansiyon havası uyandırıyor. Buna karşın tarihi doku içerisinde (Eski çarşı) tarihi konaklar oteller konaklamak için biçilmiş kaftan. Sıra dışı tarih kokan bir gece yaşamak isterseniz Safranbolu'da en azından bir gece konaklamanızı tavsiye ederiz. Hazır Safranbolu'ya gelmişken Cumhuriyet kenti Karabük'e de uğrayabilirsiniz. 

Değerli Okuyucumuz;
Yorum kısmına izlenimlerinizi paylaşırsanız memnun oluruz.

23 Ekim 2013 Çarşamba

Girişimciler İçin Atasözleri

Değerli Dostlar;
Gözünü karartıp kendi işinin patronu olan girişimciler için iş hayatı inişli çıkışlı bir hal izler. Öyle ki bazen her şey yolundadır, iyi para kazanılıyordur, bazen de siftah bile yapamadan kepenklerin indirildiği günler kapıdadır. Bu gelgitlerin yaşandığı bu serüvende girişimcinin motivasyonunu yüksek tutması, tutabilmesi fevkalade önemlidir. Hele bir de sizinle beraber çalışan, emek veren çalışanlarınız varsa sizin bir kat daha fazla pozitif durmanız gerekir ki çalışanları motive edebilesiniz. Şimdi gelin Girişimciler İçin söylenmiş Atasözleri neymiş bir bakalım. (Bir konuda atasözü oluştuysa o konuda uğraş verip cefa çeken çok olmuştur.)

Unutulmamalıdır ki Hiçbir Zafere Çiçekli Yollardan Gidilmez (La Fontaine).



Girişimcilik kariyerinde, girişimcilere her zaman yol gösteren, motivasyona katkı yapan atasözleri olmuştur. Aşağıda sıraladığımız atasözleri de bu manada umarım sizler için yararlı birer kaynak olur. Zenginlik katması ve diğer toplumlarda çalışma hayatı ve girişimciliğe bakışı ortaya koymak için Alman, İngiliz ve Çiz atasözlerini de derleyerek istifadenize sunmaya çalıştık.  

Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
Herkes bildiğini okur.
Herkesin arşınına göre bez vermezler.
Bostan yeşil (gök) iken pazarlığa oturulmaz.
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
Çalışanı mal basar, tembeli uyku basar.


Toprağı işleyen ekmeği dişler,
İşten korkma, iş senden korksun. Babamın sürekli bana hatırlattığı söz.
Sefa ile yenen cefa ile kazanılır.
Tek kanatla kuş uçmaz. Birliğin, işbirliğinin önemini yansıtan bir söz.
Güvenme varlığa, düşersin darlığa. Hazıra dağ dayanmaz.
Cömert derler maldan ederler; yiğit derler candan ederler. Gaza gelmeyin anlamında.
Sermayen bir yumurta ise taşa çal. Sermayen işe yaramayacak kadar küçükse o işten hemen vazgeçmelisin. Hem katıldığım hem katılmadığım bir söz.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Taşıma (dökme) su ile değirmen dönmez.
Vakit nakittir.
Paranın yüzü sıcaktır. Ak akçe kara gün içindir. 
Parayı veren düdüğü çalar.
Öfkeyle kalkan, zararla (ziyanla) oturur.
At binenin kılıç kuşananındır.
İşleyen demir ışıldar.

Alman Ata Sözleri;
Çalışmak ekmek, tembellik kıtlık getirir.
İş, işi çeker.
Eğitim özgürlüğe götürür.
Herkes kendi kaderinin demircisidir.

İngiliz Ata Sözleri;
Az hiç yoktan iyidir.
Bir işi tamamlamak için birçok yol vardır.
Ucuz şey alabilecek kadar zengin değilim.
Senin açtığın dükkân, yeni dükkânların açılmasını sağlayacaktır.
Global bak, yerel davran.

Çin Ata Sözleri;
Güvendiğin kişilerle çalış, çalıştığın kişilere güvenme. Tuhaf ama bir o kadar da güzel bir söz


Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur.
Satın alırken kulaklarını değil, gözlerini kullan.
Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır.



Bu Makale Yararlı Oldu mu?
Yorumlarınızı bekliyoruz.

11 Ekim 2013 Cuma

Dekoratif Ev Yapımı Mum Üreticiliği

Değerli Dostlar;
Evimizin, işimizin, elektriksiz gecelerimizin vazgeçilmesi Mumlar. Evde elektrikler gidince yana döne aradığımız ama evimizdeki halinden sıyrılıp çeşitli şekillere, enfes kokulara bürünen, belki bir akşam yemeğine, bir can sıkıntısına eşlik eden gecemizi aydınlatan sırdaşlar.
Bu yazımızda ev yapımı mum üreticisi olmak için neler yapılabileceğini anlatarak kabataslak da olsa aklınıza bir çentik atmak niyetindeyiz. Kim bilir girişimci adayları belki bu fikir size göredir.


Mum yapmak için illa bir atölyeye sahip olmanıza gerek yok evinizin bir bölümünü bu işe ayırarak atölyenizi oluşturabilirsiniz. Tabiki evde ilgilenmeniz gerek bir çocuk yoksa. Halk eğitim merkezi kursları, meslek edindirme kursları, el sanatları kursları gibi çeşitli kursları takip ederek dekoratif amaçlı mum üretimi işini öğrenebilirsiniz.



Biz yinede fikir vermesi açısından mumun nasıl yapıldığı konusunda kısaca bilgi verelim. Öncelikle mum yapımı için gerekli olan malzemeleri; stearin, parafin, renklendirici (pastel boya veya mum boyası), saf pamuklu ip ya da mum fitili, çiçek esansını temin ediyoruz.

Şimdi gelin mumun nasıl yapıldığına geçelim:

Parafini (Balmumu da olabilir.) bir kabın içinde kısık ateşte eritin. Stearini ekleyin. Boşluk olmasını engellemek için sıvı hale gelene kadar karıştırın. Renklendirici ve koku verici olarak mum boyası ve çiçek esansı ekleyebilirsiniz. Cam veya metal bir kabın içine fitili yerleştirin. Mumu kalıba dökerek 7-8 saat kadar soğumaya bırakın. Fitilin ucunu bir cm. kadar açıkta kalacak şekilde kesin. Mum kullanıma hazırdır. Mumun yapımı sırasında ve mum kullanırken çok çok dikkatli olmalısınız. Mum yapımı ile ilgili detaylı bilgi almak için aşağıda yer alan güzel videoyu izlemenizi tavsiye ederim.



Peki, nereden çıktı bu dekoratif mum imalatı?

Öncelikle imalatı kolay. Diğer taraftan ilk yatırım için çok fazla sermaye ihtiyacı yok. Çok fazla zamanınızı da almıyor. Hediyelik eşya dükkânları, çiçekçiler ve panayırlarda satışı yapılabilirliği çok fazla. Bir de el sanatları konusunda yeteneğiniz varsa ve hayal gücünüz genişse bu işte başarılı olma şansınız çok yüksek. Diğer taraftan bölgenizin turistik, yerel ve tarihi güzelliklerinin dekoratif mumlar ile sanat eseri haline getirip yapılması karlı bir iş modeli olabilir. Örneğin; Safranbolu, Trabzon, Kapadokya gibi yerlerde bu iş yapılabilir. Bu şekilde turistik eşya çeşitliliğinin artması da sağlanabilir.

Trabzon Valiliği ve Aliağa Belediyesi gibi kurumlar dekoratif mum imalatını destekleyerek eğitimler düzenlemeleri bu iş konusunda farkındalığın bir göstergesi. Bu kurumlar işi daha da ileri götürerek kendi işini kurmak isteyenler girişimci adaylarına Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi veriyor ve KOSGEB’den 150.000 TL Girişimcilik Desteği almalarına imkân sağlıyor. Her iki kuruma da alkışlarımızı gönderiyoruz.

KOSGEB'den 150.000 TL Girişimcilik desteği nasıl alabileceğine dair yazımız sizler için, linke tıklayabilirsiniz.

http://www.kobigirisim.net/2013/07/kosgeb-yeni-girisimci-destek.html 


Hayal gücü yüksek ve eli sanata yatkın olan girişimci adayları kim bilir belki bu iş size göredir.




Mum yapımı ile ilgili kaynak: Tübitak, internet

2 Ekim 2013 Çarşamba

Offset Yasası

Yerli Malı haftası ilkokul yıllarından kalan hoş bir hatıradır. Hafta boyunca yapılan etkinliklerde yerli malının ülke ekonomisi için önemine dikkat çekilir bütün öğrencilerden yerli malı getirmeleri istenirdi. Kimimiz nohut, bakla, kuru fasulye kimimizde ev yapımı reçel, marmelat vb. yiyecekler getirirdi. Etkinlikler kapsamında öğretmenlerimiz de alışveriş yaparken öncelikle yerli ürünü tercih edilmesi gerektiğini öğütlerdi.

Temelde yerli malı kullanılması; ülkemiz dövizlerinin dışarıya gitmesini önler. Bunun yanında insanlarımızın iş bulmasına ve dolayısıyla toplumumuzun refahının artmasına katkı sağlar. Bu yönleriyle ekonomimiz için öncelikle ele alınması gereken konular arasındadır.

23 Eylül 2013 Pazartesi

Digital Girişimcilik

Kısaca tarif etmek gerekirse girişimci; bir iş fikrini, iş planına bağlı olarak ticarileştirerek emeğini ve sermayesini riske eden kişidir. Girişimci önemli ama zenginleşme için yenilikçi girişimcilere ihtiyacımız var. Eski köye yeni adet getiren, sıra dışı farklı fikirleri olan girişimcileri acilen içimizden çıkartmak durumundayız.

Bu noktada devletimizin de bu aciliyetin farkında olarak yenilikçi girişimci üretmek için stratejiler oluşturması son derece sevindirici. Nitekim geçenlerde açıklanan 10. Kalkınma Planı’nda yenilikçi girişimcilik özel bir alan olarak yer almış bulunmakta.

Gelelim konumuz olan İnternet Girişimciliğine

15 Eylül 2013 Pazar

Doğum Fotoğrafçısı Nasıl Olunur?

Değerli Dostlar;
Bizim Fadıl acaba ne yapsam nasıl bir işe girsem diyen bir yurdum girişimcisi. Bizde Fadıl’ın aklına gelen belki duyduğunuz belki duymadığınız iş fikirlerini sizlerle paylaşmaya gayret edeceğiz. Bizim Fadıl biraz anaç mıdır, duygusal mıdır bilinmez ama aklına gelen ilk iş fikri doğum fotoğrafçılığı olmuş. Peki, doğum fotoğrafçılığı nedir nasıl olunur gelin hep beraber inceleyelim.

Doğum Fotoğrafçısı olsam ya ben…


doğum fotoğrafçılığı